BUHuK. Vajinal Enfeksiyonlar Vajinal mantar enfeksiyonunda üreyen mikroorganizmalar genellikle başkasından bulaşmaz. Kişinin zaten kendi vajinasında bulunan maya hücreleri çeşitli nedenler ile aktif hale gelip enfeksiyon yaratmaktadırlar. Dolayısı ile havuzdan vb. bulaşma söz konusu değildir. Çok nadiren cinsel ilişki ile bulaşabilir. Ancak bir kadında mantar enfeksiyonu olması mutlaka cinsel ilişki ile bulaştığı anlamına gelmez. Hayatında hiç cinsel ilişkide bulunmamış bakire kızlarda hatta küçük çocuklarda bile mantar enfeksiyonu olabilir. Risk Faktörleri Vajinada belirti vermeden bulunan kandidalar çeşitli faktörlerin etkisi ile aktif hale geçerler ve klasik belirtiler ortaya çıkar. Vajinal mantar enfeksiyonlarını tetikleyen faktörler şunlardır Gebelik Özellikle gebeliğin son 3 ayında hücresel bağışıklığın azalması ile kandida gelişimi kolaylaşır. Yine gebelikte vajinada glikojen adı verilen maddenin artışı da bu olayı hızlandırır. Şeker Hastalığı Kan şeker düzeylerinin dengesiz seyrettiği kontrolsüz diabette idrar ve vajinal salgılarda şeker düzeyleri artar, bu da mantar için uygun bir ortam hazırlar. İmmunosupresyon Bağışıklık sisteminin baskılanması demektir. İlaçlar ya da sistemik hastalıklar sonucu hücresel bağışıklık sisteminin baskılanması kandidiazisi hızlandırır. Doğum Kontrol hapları Eski tipte yüksek doz oral kontraseptiflerin vajinal kandidiasiz için uygun zemin hazırladığı ileri sürülse de günümüzdeki düşük doz ilaçlar ile bu görüş geçerliliğini yitirmiştir. Rahim İçi Araç Spiral Etkisi tam olarak bilinmemektedir. Ancak kandidiazis için predispozan faktör olduğu ileri sürülmektedir. Hormon Kullanımı Östrojen ve progesteron içeren ilaçların alımı kandidiazis görülme oranını arttırır. Naylon Giysiler Özellikle kilolu kadınlarda giyilen naylon giysiler ve çamaşırlar bölgede sıcaklık ve nem artışına neden olurlar. Bu durum mantar hücreleri için altın değerinde bir fırsattır. Gelişen enfeksiyon tekrarlama ve kronikleşme eğilimindedir. Lokal Allerjenler Renkli tuvalet kağıtları, parfümler, yüzme havuzundaki ilaçlar, tampon ve pedler alerjiye neden olabilirler. Alerjik zemin üzerinde ise daha sonra mantar enfeksiyonu gelişebilir. Metabolik Hastalıklar Tiroid hormonu bozukluğu gibi hastalıklar kandidiazis için uygun zemin hazırlar. Antibiyotikler Geniş spektrumlu olarak tabir edilen güçlü antibiyotikler vajinanın normal pH dengesini bozarak mantar enfeksiyonu için uygun ortam hazırlarlar. Vajinitte en sık etkili olan antibiyotikler tetrasiklin ve penisilin grubu ilaçlardır. Laparoskopik işlemlerin en büyük faydalarından birisi operasyon sonrası günlük yaşama kısa sürede dönebilmektir. Hasta genellikle aynı gün taburcu olur. Açık ameliyata kıyasla çok daha kısa sürede iyileşme, daha az ağrı ve daha az enfeksiyon iltihaplanma riski gibi avantajları vardır. Belirtileri Vajinal mantar enfeksiyonunun en önemli ve en sık görülen belirtisi kaşıntıdır. Bu kaşıntı geceleri şiddetlenir ve sıcak etkisi ile artar. Hastaların çoğunda dış genital organlarda yanma vardır. Özellikle idrar yaparken, idrarın değdiği bölgelerde şiddetli yanma hissi olur. Bazı hastalarda cinsel ilişki esnasında ağrı olabilir. Vajinal kandidiazisde akıntı her zaman olmaz. Eğer mevcut ise bu akıntı beyaz renkli ve içerisinde süt ya da peynir kesiği şeklinde tanımlanan ya da kireç benzeri olarak nitelendirilen parçacıklar bulunur. Akıntıda kötü koku görülmez. Kokunun olması kandidiazise eşlik eden ikinci bir enfeksiyonun varlığını akla getirmelidir. Vulva ve vajinada kızarıklık ve şişlik olabilir. Vajina duvarında mantar plakları bulunabilir. Bunların görülmesi kandidiazis için tipiktir. Kaşımaya bağlı olarak vulva derisinde soyulmalar ve küçük kanamalar olabilir. Tanı Vajinal mantar enfeksiyonlarının tanısı güç değildir. Genelde muayene esnasında hastanın şikayetleri ve muayene bulgularının birarada değerlendirilmesi ilave bir laboratuvar tetkikine gerek kalmadan tanı koydurur. Vajinal kandidiazisde kültür almanın rolü yoktur. Bunun yerine alınan akıntı örneğinin potasyum hidroksil ile muamele edildikten sonra mikroskop altında incelenmesi ve tipik mantar psödohiflerinin görülmesi tanıyı kesinleştirir. Tedavi Vajinal mantar enfeksiyonlarının tedavisi hem çok kolay hem de zordur. Tedavi ile akut şikayetler büyük ölçüde giderilir. Ancak hastaların %25-50’sinde hastalık daha sonra tekrarlar. 1 yıl içinde en az 4 defa kandidazis atağı geçirilir ise bu durumda tekrarlayan enfeksiyonlardan söz edilmektedir. Bu yeniden atakların nedeni mantar mayalarının vajinadaki sağlam dokuların içine girerek derinlere kadar ilerlemesi ve burada sessiz kalmaları ve ilaçlardan da etkilenmemesi olarak açıklanmaktadır. Vajina hücreleri sürekli bir yenilenme içinde bulunduğundan üstteki hücreler dökülüp alttaki hücreler yüzeye çıktıkça bu mayalarda yüzeye yaklaşmakta ve uygun ortam bulduğunda yeniden enfeksiyona neden olmaktadır. Bu duruma invaziv kandidiyazis adı verilir. İnvaziv kandidiazisin önlenmesinde predispozan faktörlerin ortadan kaldırılması şarttır. Tedavide hem sistemik hem de lokal ilaçların kullanılması gereklidir. Lokal ilaçlar hem vajinal ovül fitil hem de krem şeklinde olabilir. Kronik bir enfeksiyon yoksa eş tedavisi gerekli değildir. Ağızdan alınan sistemik tedavide tek günlükten 1 haftalığa kadar tedavi protokolleri ve ilaçlar mevcuttur. Aynı durum vajinal ovüller için de geçerlidir. Tedavi esnasında naylon giysiler giyilmemesi, çamaşırların pamuklu olması, kaynatarak yıkanması ve buharlı ütü ile ütülenmesi, dar giysilerden kaçınılması, vajinanın su ile yıkanmaması bunun yerine nötr pH derecelerine sahip ve bu amaçla üretilmiş sıvı sabunların kullanılması tedaviyi kolaylaştırır. Genital Siğil Kondilom ve Kanser Bazı HPV türleri genital siğilin yanısıra anogenital kanserlere de özellikle serviks kanseri sebep olabilir. Her genital siğil vakası kanser olacak diye bir şart yoktur, ancak kanser riskini arttırmaktadır. Önlem Genital siğil riskini azaltmanın en etkili yolu birden fazla sayıda partner ile birlikte olmamaktır. Ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda prezervatif en etkili önlem yoludur. Prezervatif siğillerin yanısıra cinsel yolla bulaşan AIDS’de dahil olmak üzere pekçok hastalığa karşı koruma sağlar. Siğiller kondomun kapladığı alan dışında da bulunabildiğinden prezervatif bazen etkisiz kalabilmektedir. Tedavi Keratolitik Ajanlar Üstteki deriyi içindeki HPV virüsüyle birlikte ortadan kaldıran, kurutan ilaçlardır. Immünmodülatörler Bağışıklık sistemi düzenleyiciler. Etki mekanizmaları tam bilinmiyor. Ancak bağışıklık sisteminde bazı kilit maddeleri etkilediği sanılıyor. İnterferonlar Anti-viral, anti-tümör ve bağışıklık düzenleyici etkileri olan ilaç grubu. Antimetabolitler Kanser tedavisinde de kullanılan, hücre bölünmesini engelleyen ilaçlar. Kriyoterapi Siğili dondurarak tedavi eder. Özellikle penisteki ve vulvadaki lezyonlar için bu tedaviye iyi yanıt verirler. Ancak ağrı ve ödem gelişebilir. Elektrokoter Yine ilaca yanıt vermeyen büyük lezyonlar bu işelemle cerrahi olarak çıkarılıp kalan doku koterle yakılabilir. LEEP Kanca şeklinde bir koterle siğilin altından yakılarak siğil çıkarılır. HPV Aşısı Rahim ağzı kanseri aşısı HPV Human Papilloma Virus cinsel ilişki ile geçen bir virüstür. Rahim ağzı kanseri ve kanser öncesi değişikliklerin yüzde 80’ine bu virüsün neden olduğu ielri sürülmektedir. Son yıllarda önemi daha çok anlaşılan HPV virüsünün ABD’de yapılan bazı çalışmalarda, kadınların yüzde 60-70’nde mevcut olduğunu, rahim ağzı, vajina ve vulva kanserinde etkin rol oynadığı ortaya çıktmıştır. İnsan bağışıklık sistemi bu tür enfeksiyonları bir ya da iki yıl içinde temizleyebilmektedir, ancak daha dirençli HPV türleri rahim ağzı kanseri veya genital bölgede başka kanserlere yol açabilir. HPV virüsünün esas önemi rahim ağzı kanserine neden olmasından dolayı kaynaklanmaktadır. Tüm dünyada kadınlar arasında kanserden kaynaklanan ölümlerin ikinci en yaygın nedeni olan rahim ağzı kanseri, her yıl yaklaşık yarım milyon teşhis ve 240 bin ölümle sonuçlanmakta ayrıca, düşük dereceli riske sahip belirli HPV tipleri, genital siğillere ve anormal Pap sonuçlarına yol açabilmektedir. Her yıl dünya çapında yaklaşık 32 milyon genital siğil vakası ortaya çıkmaktadır. ABD’de, her yıl yaklaşık 15 bin kadın, rahim ağzı kanserine yakalanırken, bunlardan yaklaşık 6 bini ölümle sonuçlanmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu problem çok daha büyüktür, çünkü kadınlar kansere yol açan ajanların gelişimini hastalığa yakalanmadan kontrol ettirememekte ve bu da her yıl binlerce kadının ölümüne yol açmaktadır. HPV nin bazı türleri kansere yol açarken, diğerleriyse cinsel hastalıklara yol açar. HPV AŞISI genel olarak koruma amaçlı bir aşı olup, HPV 6, 11, 16, 18 tiplerini içermektedir. HPV 6, 11, 16, 18 tiplerine maruz kalmamış kadınlarda, rahim ağzı kanserine karşı yüzde 100 koruma sağlar. HPV 16 ve 18 dünya üzerindeki rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70’den fazlasına neden olurken, HPV 6 ve 11 ise dünya üzerindeki genital siğillerin yüzde 90’ından fazlasında sorumlu tutulmaktadır. HPV Aşısı için şu an 9 – 26 yaş grubundaki kadınlara uygulanması önerilmekle beraber, ilerleyen dönemlerde 26 yaş üstü kadınlar için ve erkekler için de aşının kullanılması planlanmaktadır. Aşının etkili olması için 9 – 26 yaş arasındaki bayanlara 0 – 2. ve 6. aylarda 3 doz olarak uygulanması önerilmektedir. Aşı 5 yıl boyunca etkili düzeyde antikor yanıtı oluşturmaktadır. HPV Aşıları, Kanser Aşısı İle İlgili Önemli Noktalar Aşı 3 doz şeklinde yapılacaktır, 3 doz bittikten sonra ne kadar bağışıklık sağlayacağı tam bilinmemesine rağmen 5 yıl sonra tekrarlanması gerekebileceği iddia edilmektedir. Aşı sonrası hassas kişilerde önemsiz alerjik reaksiyonlar yapabileceği belirtilmektedir. İdeal olarak 9-26 yaşları arasında yapılması önerilmektedir. Adölasan dönemi aşı için en uygun yaş aralığıdır. İlk planda sadece kız çocuklara yapılması planlanmakta erkeklere uygulaması tartışmalıdır. Öncelikle HIV taşıyıcıları, immün sistemi baskılayan tedavi alanlar, kortizon kullananlar, bağışıklık sistemini zayıflatan hastalığı olanlar, veya HPV açısından riskli gruptakiler örneğin çok partnerliler aşılanmalıdırlar. Hamilelerde yapılması tavsiye edilmemektedir, doğum sonrası emzirme döneminde yapılabilir. Aşılama dozları bittikten sonra serviks kanseri riski tamamen bitmez, bu nedenle serviksin taranmasına smear ve gerektiğinde kolposkopi ile devam edilmelidir. En çok merak edilen ise HPV taşıyıcısı olanlar, lezyonu bulunanlar ve aktif genital siğili olanlara yapılıp yapılamayacağı konusunda. Aşı koruyucu olduğu için zaten alınmış bir tipe örneğin 16’ ya karşı hiçbir faydası olmaz ve kişilerin birden fazla virüs tipini aynı anda bulundurmaları nadir bir olasılıktır. HPV ve kondilomu olanlara aşı yapıldığında sadece kendisinde olmayan diğer tiplere karşı ileriki bir zamanda bu tipleri alabileceği farz edildiği durumlarda, multipartner yaşayanlarda .. faydası olabileceği iddia edilmektedir ve bu da tartışmalı bir durumdur. Bu sebeple aşı koruyucu olduğu için şu anda kesin bilinen virüsü almamış kişilerde etkili olabileceği yönündedir. Yeni HPV aşıları ile ilgili yeni çalışmalar devam etmekte olup önümüzdeki yıllarda daha da geliştirilmiş aşıların piyasaya sunulabileceği düşünülmektedir. Rahim Ağzında Yara Cervikal Erozyon Rahim ağzındaki kronik enfeksiyonlar veya kötü huylu hücresel değişiklikler nedeniyle kaybına rahim ağzında yara servikal erozyon denir. Rahim ağzı yarası rahim ağzının vajene bakan yüzündeki mukozanın kaybıdır. Bu kısmın epitel dokusu aslında vejendeki diğer bölgelere göre daha kalındır. Ancak bu sağlam doku kaybedilince alttan kızarık mukoza altı dokusu görülür hale gelir. Muayenede parlak görülen sağlam soluk pembe doku yerine kadifemsi görülen kırmızı, yaralı alan izlenir. Yaralı alan dokunmakla kanamalıdır. Muayene veya cinsel ilişki sırasında kanama yapabilir. Bu yüzden ilişki sonrasında kanama veya pembe akıntı olması rahim ağzı yarasının önemli bir belirtisidir. Normal gebelik döneminde ve doğum kontrol hapları kullananlarda sıklıkla görülür. Doğumdan sonra ya da doğum kontrol haplarının bırakılmasından sonra genellikle kaybolur. Servikal erozyonların, servikal kanserle bir ilişkisi yoktur. Servikal erezyonda rahim ağzı öncelikle smear testi ve görünen lezyona göre gerekli ise kolposkopi ve biyopsi ile herhangi bir patoloji olup olmadığı açısından değerlendirilmelidir. Smear testi, kolposkopi ve biyopsi sonucu normal olan hastalarda lezyona yakma – dondurma gibi tedaviler uygulanabilir. Bu tetkiklerin sonucu normal değilse patoloji türüne göre gerekli şekilde tedavisine devam edilir. Tedavi Servikal erezyonda rahim ağzı öncelikle smear testi ve görünen lezyona göre gerekli ise kolposkopi ve biyopsi ile herhangi bir patoloji olup olmadığı açısından değerlendirilmelidir. Smear testi, kolposkopi ve biyopsi sonucu normal olan hastalarda lezyona yakma – dondurma gibi tedaviler uygulanabilir. Bu tetkiklerin sonucu normal değilse patoloji türüne göre gerekli şekilde tedavisine devam edilir. Vaginal Trikomonas Enfeksiyonu Cinsel ilişki ile geçen parazit kökenli hastalıklar içinde en yaygın görüleni trikomonastır. Trikomonas sık görülen bir vajinal enfeksiyondur ve bu hastalığa Trikomonas Vaginalis adlı bir parazit yol açmaktadır. Trichomonas Vaginalis kuyruğuyla hareket eden ve vajinal ortamda kolaylıkla üreyerek vajinit yapabilen bir mikroorganizmadır. Genellikle cinsel ilişkiyle bulaştığı bilinmesine rağmen ortak kullanılan tuvaletlerden, havlulardan ve iç çamaşırlardan, havuzdan da bulaştığı düşünülmektedir. Belirtileri Nelerdir? Trikomonas vajinitinin en sık görülen belirtileri sarı-yeşilimsi köpüklü, kötü kokulu bol vajinal akıntı ve sıklıkla vulvada genital bölgenin dış kısmında olan kaşıntıdır. Cinsel ilişkide yanma, batma, acıma hissi sıklıkla gözlenir. Trikomonas vajiniti cinsel yolla bulaşan hastalıklar grubunda yer aldığından kadının eşinin de tedavi edilmesi gerekir. Çünkü erkeklerde sıklıkla belirti vermeyen bir enfeksiyon türüdür. Bu infeksiyonun gebelik döneminde suların erken gelmesine ve erken doğum tehdidine neden olduğu da düşünülmektedir. Teşhisi Nasıl Konulur? Tecrübeli bir hekim için şikayetlerin dinlenmesi ve muayene ile bu enfeksiyonun tanısını koymak aslında pek de zor değildir. Ama kesin emin olunmak isteniyorsa kadınlarda vajina erkeklerde ise idrar borusundaki akıntıdan örnek alınır ve bu örnek, mikroskopta incelenir. Korunma Yöntemi Enfeksiyondan korunmada cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma önlemlerine uyulması çok önemlidir. Bu tür hastalıklara karşı en etkin korunma yöntemi kondom prezervatif kullanmaktır. Ortak kullanıma açık tuvaletlerde dikkatli olmak, iç çamaşır ve havlu gibi özel eşyaları başkalarıyla paylaşmamak ve temiz olduğundan emin olunmayan havuzlara girmemek de uyulması gereken kurallardır. Merhaba 25 yaşında bayanım. 1 buçuk hafta önce akıntı şikayetiyle kadın doğuma gittim. Doktorum exagyn ve gynoflor verdi bide ağızdan duo balance bv probiyotik. Kullanmaya başladım reglim bittikten sonra 4. Exagyn tableti kullandıktan sonra sanki açık pembemsi pudra rengi gibi akıntı geliyor fitil tortularıyla, de aynı şekilde oldu. 6 ve 7. De de bugün son fitili kullandım öncede kullsnmıştım aynı fitili böyle bişey en sonki kontrolümde rahim ağzında yara yok dedi dpktorum. Düzenli kontrole giderim zaten. Hormon tahlilleri vs. En sonkinde smear de alındı oda temiz. Chlamidya da yapıldı oda negatif. Birde ek olarak hipofiz bezimde mikroadenom mevcut. Zaman zaman prolaktin hormonumda yüksekliğe neden oluyor Bu akıntı fitil kullanırken normalmidir? Exagyne başlarken doktorum birde probiyotik vermişti duo balance bv onuda bittikten sonra 6 tane gynoflor kullanacaktım kullanmalımıyım? Bu pembe akıntılar normal mi çok korkuyorum. Endişeleneceğim birşey mi? Cevaplar 2 Fitille akıntı olabilir ilaçlarınızı kullanın tedavinizi tamamlayın. 23 Aralık 2019 1250 Peki fitil kullanımı bittikten ne kadar süre sonra akıntı durur? Gynoflor kullanırkende sarımsı akıntı geliyor çünkü. Fitil kullanımı bitince iyileşme oluyor mu direk yoksa bir süre daha devam ediyor mu akıntılar? 25 Aralık 2019 0238 Tedavi tamamlanınca akıntı olmaz devam ediyor ise kontrole gidersiniz. 25 Aralık 2019 1219 • 10 Temmuz 2021 - 1619 • Son Güncelleme 10 Temmuz 2021 - 1619Mantarlar, bakteriler veya parazitlerden kaynaklı olarak oluşabilen vajinal enfeksiyonlar yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte çok daha yaygın olarak görülüyor. Vajinal enfeksiyonların mikrobik ajanlardan kaynaklı bir sağlık sorunu olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Op. Dr. Arzu Kublay, konu hakkında bilgi verdi.• 10 Temmuz 2021 - 1619 • Son Güncelleme 10 Temmuz 2021 - 16191Kadınlarda vajina ve vulva, özel yapısı gereğince belirli bir mikroorganizma florasını doğal olarak bulunduruyor. Fakat sağlıksız koşullarla birlikte bir denge içerisinde yaşamını sürdüren bu organizmalardan herhangi biri aşırı şekilde üreyerek enfeksiyona yol durum cinsel yolla bulaşma veya uygunsuz koşullar nedeniyle mikroorganizma üremesi gibi nedenlerden kaynaklanabiliyor. Yaz ayları, mikroorganizmaların hızlı bir şekilde üreyip çoğalabildiği sıcaklık koşullarını sağlarken buna ek olarak terleme ve bazı dış etkenler de devreye girdiğinde vajinal enfeksiyonlara yatkınlık önemli ölçüde ve nemin haricinde vajinal enfeksiyon nedenleri arasında sayılabilecek faktörler Pamuklu iç çamaşırları tercih etmemek, çok dar iç çamaşırları ve giysiler kullanmak, mikroorganizma üremesi için ortam hazırlayan günlük pedleri kullanmak, iç çamaşırlarını yeterli sıklıkla değiştirmemek, ıslak iç çamaşırları veya mayo, bikini gibi giyim ürünleri ile uzun süre beklemek, cinsel ilişki sonrasında genital bölgenin temizliğini gerçekleştirmemek, vajinayı temizlemek için sabun veya kozmetik ürünler kullanmak, kokulu pedler ve tuvalet kağıtlarını kullanmak, tuvalet ihtiyacı sonrası genital bölgeyi olması gerektiği gibi önden arkaya doğru temizlememek, antibiyotik tedavisi doğal nemliliğini ve kayganlığını sağlayan fizyolojik vajinal akıntı renksiz olurken vajinit durumunda kötü kokulu, sarı, yeşil veya gri renkli akıntılar görülebiliyor. Çoğu vajinit olgusunda vulvada normal olmayan kaşıntı ve tahriş sorunu da yakalanan birçok kadının sağlık kuruluşlarına başvurma nedenleri arasında genital bölgede şiddetli kaşıntı,kaşımadan kaynaklı tahriş, koyu renkli, normal dışı yoğunlukta ve kötü kokulu vajinal akıntı, idrar çıkışı esnasında ağrı ve yanma gibi olumsuzluklar yer vajinite yol açan en önemli etken ise mantar enfeksiyonları. Tüm vajinal enfeksiyonlarının yüzde 75’ini oluşturan mantar enfeksiyonları peynirimsi bir akıntı ile karakterize olarak vulvada yanma, kaşıntı gibi sorunlarla kendini akıntıdan alınan örnek üzerinde yapılan inceleme sonucunda enfeksiyonun bakteriyel, fungal veya parazit kaynaklı olduğu kesin olarak teşhis edildikten sonra vulvaya uygulanan kremler, vajinaya yerleştirilen fitiller veya oral yolla alınan ilaçlar yardımıyla bu enfeksiyonlar kolaylıkla tedavi kaynaklı enfeksiyonlarda antifungal krem, fitil ve ilaçlardan, bakteriyel enfeksiyonlarda antibiyotikler ve antibiyotik içerikli fitil ve kremlerden, parazit kaynaklı ilaçlarda ise antiparaziter ilaç, fitil ve kremlerden yararlanılıyor. Bazı durumlarda bunların bir kombinasyonu şeklinde de tedavi iç çamaşırlarının derhal değiştirilmesi, pamuklu iç çamaşırlarının tercih edilmesi, vulva ve vajinanın yalnızca su ile temizlenmesinin vajinal enfeksiyonlardan korunmak veya enfeksiyon sonrası tedavi sürecini desteklemekte etkisi oldukça yanı sıra günlük pedler, tekrarlayan vajinal enfeksiyonların en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Sağlık açısından kadınların günlük ped kullanmak yerine sık sık iç çamaşırı değiştirmeyi tercih etmesi gerekiyor. Kaşıntı, kötü kokulu ve normal dışı görünüme sahip akıntı gibi durumlarda hekime başvurarak bir an önce tedavi almak büyük bir önem edilmeyen enfeksiyonlar iç genital organlarda yapışıklıklara ve bazı diğer olumsuzluklara yol açarak infertiliteye kısırlık yol açabilecek boyutta sağlık problemlerini beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle, vajinal enfeksiyon yaşayan kadınların bir an önce sağlık kuruluşlarına başvurmaları alarak vajinitten kurtulan kadınların ise enfeksiyonların tekrar etmesini önlemek adına doğru iç çamaşırı seçimi, genital hijyen, günlük ped ve vajina temizliğine yönelik kozmetik ürünlerin kullanımından kaçınma gibi önlemlere azami şekilde dikkat etmesi gerekiyor. vajinal mantar, trikomonas, bakteriyel vajinozisVajinitler yani vajinanın enfeksiyonları mantar, parazit veya bakteri enfeksiyonlarına bağlı olarak meydana gelirler. Bazı durumlarda bu etkenlerin ikisi veya tümü birden beraberce enfeksiyon yaratırlar. En sık yarattıkları belirtiler vajinal akıntı kokusuz veya kötü kokulu ve vajinal kaşıntıdır. ​ Mantar enfeksiyonu Kadınların yaklaşık %75'i hayatlarında en az bir kez, önemli bir kısmı ise senede iki veya daha fazla vajinal mantar enfeksiyonu atağı geçirirler. Gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı, uzun süren antibiyotik kullanımı ve tedavi edilmemiş şeker hastalığı mantar enfeksiyonunu kolaylaştıran etkenlerdir. ​ Candida Albicans veya Torulopsis Glabrata adı verilen iki mantar türünün neden olduğu bu vajinit türünün en sık görülen bulgusu vulva ve vajinada yoğun kaşıntıyla birlikte peynir kesiği şeklinde, beyaz renkli, kokusuz akıntıdır. Bazen akıntı çok yoğun olabilir. Dış genital bölgede enfeksiyonun kendisine ve kaşıntıya bağlı olarak kızarıklık ve ödem oluşmuş olabilir. ​ Bazı durumlarda kaşınmanın yarattığı tahriş idrar yaparken yanmaya neden olabilir. İleri durumlarda vajinal mantar enfeksiyonları ilişki esnasında ağrıya da neden olabilmektedirler. ​ Tanı nasıl Konur? Bu şikayetlerle başvuran bir kadında tanı koymak kolaydır. Gerektiği durumlarda vajinal salgı örneklerinde mantarı görmek veya kültürde mantarı üretmek gerekebilir. Bazı durumlarda hiçbir şikayeti olmayan bir kadının genel jinekolojik muayenesinde veya alınan papsmear örneğinde mantar saptanabilmektedir. Böyle bir durumda doktorların bir kısmı mutlak tedavi önermekte, bir kısmı ise şikayet yaratmayan mantarlara ilaçla müdahale etmenin gerekli olmadığı görüşünü taşımaktadırlar. Hangi yaklaşımın doğru olduğu net olarak bilinmemekle birlikte mantarların vajinada hiçbir belirti yaratmadan yıllarca yaşayabildiği bilinmektedir. Dahası, şikayet yaratmayan bu mantar hücrelerini genital sistemden atmaya çalışmak kadını sonraki yaşamında mantar enfeksiyonundan muaf tutmamaktadır. Mantar enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilmez. Nasıl tedavi edilir? Mantar enfeksiyonunun tedavisinde günümüzde çok sayıda ilaç seçeneği bulunmaktadır. Hafif enfeksiyonlarda vajinaya fitil uygulaması, vulvaya krem uygulaması şeklinde tedavi önerilmekte, daha ağır enfeksiyonlarda veya fitil kullanamayanlarda ise tek dozlu ilaçlarla tedavi çoğu durumda başarılı olmaktadır. ​ Tekrarlayıcı enfeksiyon durumunda öncelikle mantar enfeksiyonunu kolaylaştıran etkenler göz önünde bulundurulmakta ve tek doz tedavi yerine uzun süreli tedaviler tercih edilmektedir. Probiyotikler ve vajinal flora düzenleyiciler Gynoflor, Vagiflora çoğu durumda işe yaramaktadır. ​ Mantar enfeksiyonu geçiren kadınlarda eş tedavisinin gerekli olup olmadığı tartışmalı olmakla birlikte, mantar enfeksiyonunun esasen kadın genital sisteminin bölgesel bağışıklığının geçici olarak azalmasına bağlı oluştuğu gerçeği göz önünde bulundurularak bu tedavinin gereksiz olduğu düşünülmektedir. Bu konuda doktorların yaklaşımları farklı olabilir. Tedaviye cevap en erken 2. günde alınabildiğinden şiddetli kaşıntı nedeniyle günlük yaşamı olumsuz etkilenmiş kadınlarda bölgesel kaşınma belirtisini ortadan kaldırmak için ek ilaçlar kullanmak gerekebilir. Kronik mantar enfeksiyonları Bazı kadınlarda alt genital bölgede inatçı kaşıntılar meydana gelmiş ve bu kaşıntılar defalarca mantar enfeksiyonu tanısıyla tedavi edilmeye çalışılmış olabilir. Kronik mantar enfeksiyonu gerçekte çok ender görülen bir durumdur. İleri incelemelerde bu kadınların çoğunda dış genital bölgede gerçekte bir allerjik reaksiyon veya ciltte enfeksiyona bağlı olmayan bir dermatit durumu söz konusudur. Böyle bir durumda mantar ilaçlarıyla belirtilerin geçirilmesi mümkün olamamaktadır. Trikomonas enfeksiyonu Trichomonas Vaginalis kuyruklarıyla hareket eden ve vajinal ortamda kolaylıkla üreyerek vajinit yapabilen bu mikroskopik parazitin cinsel yolla bulaştığı düşünülmektedir. Henüz yeterince kanıtlanmamış olmasına karşın ortak kullanılan tuvaletlerden, havlulardan ve iç çamaşırlardan, havuzdan da bulaştığı düşünülmektedir. ​ Trikomonas enfeksiyonu sıklıkla belirti vermeyen bir enfeksiyon türüdür. Mantarın aksine hiçbir şikayeti olmayan bir kadının muayenesinde tesadüfen saptandığında da mutlaka tedavi edilmesi önerilir. Bunun nedeni bu enfeksiyonun cinsel ilişkide kolaylıkla diğer tarafa bulaşabilmesidir. ​ Trikomonas vajinitinin en sık görülen belirtileri sarı, köpüklü, kötü kokulu bol vajinal akıntı ve sıklıkla vulvada genital bölgenin dış kısmında kaşıntıdır. Trikomonas enfeksiyonunun gebelik döneminde suların erken gelmesine ve erken doğum tehdidine neden olduğu da düşünülmektedir. ​ Trikomonas vajiniti sıklıkla aşağıda anlatılacak olan Gardnerella vajiniti ile birlikte bulunur. ​ Tedavide fitil veya tablet şeklindeki ilaçlardan faydalanılır. ​ Trikomonas vajiniti cinsel yolla bulaşan hastalıklar grubunda yer aldığından kadının eşinin de tedavi edilmesi önemlidir. Trikomonas enfeksiyonu taşıyan bir erkek çoğunlukla hiçbir hastalık belirtisi göstermez ve tek bir ilişkide bile enfeksiyonu eşine kolaylıkla bulaştırabilir. ​ Enfeksiyondan korunmada cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma önlemlerine uyulması çok önemlidir. Ortak kullanıma açık tuvaletlerde dikkatli olmak, iç çamaşır ve havlu gibi özel eşyaları başkalarıyla paylaşmamak ve temiz olduğundan emin olunmayan havuzlara girmemek uyulması gereken diğer kurallardır. ​ Gardnerella vajiniti Bakteriyel vaginosis Bu vajinit türü vajinanın normal florasının doğal bileşeni olan ve vajinayı enfeksiyonlara karşı koruyan laktobasil bakterilerinin sayıca azalması ve yerini başta Gardnerella Vaginalis olmak üzere diğer bazı bakterilerin almasıyla oluşur. "flora" vücudun mukozalarında barsak, ağız, burun, vajina ortama zarar vermeden ve hatta bazı önemli işlevleri yerine getirmek için bulunan bakterilerin oluşturduğu topluluktur. ​ Gardnerella vajinada laktobasiller sayıca normal olduğu sürece çoğalma gücüne sahip değildir. ​ Vajinanın doğal bakteriyel ortamını oluşturan laktobasillerin sayıca azalmasına neden olan etkenler tam olarak bilinmemekle birlikte sık cinsel ilişki, vajinanın içinin yıkanması gibi etkenlerin önemli rolü olduğu düşünülmektedir. Gardnerella vajiniti vajinitler arasında en sık görülendir ve direkt cinsel yolla bulaştığı düşünülmemektedir. ​ Bu vajinit türünün en sık görülen belirtisi sarı-gri renkli akıntı ve özellikle cinsel ilişkiden sonra belirginleşen kötü kokudur. Bu koku çoğu durumda balık kokusuna benzer. ​ Gardnerella vajiniti gerek genital hijyeni bozması nedeniyle gerekse pelvik enfeksiyon riskini artırması, gebelik döneminde erken doğum tehdidi, suların erken gelmesi, doğum sonrası enfeksiyon oluşumu gibi sorunlara neden olabilmesi mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Tedavi için fitil ve tablet şeklinde ilaçlar kullanılmaktadır. ​ Enfeksiyona bağlı olmayan vajinit atrofik vajinit Vajinanın doğal ortamını oluşturan laktobasil adlı bakteriler östrojen hormonunun vajinaya etkisiyle "ayakta dururlar". Yine östrojen hormonu vajina dokusunun sağlamlığını da sağlar. Östrojen herhangi bir nedenle azaldığında vajina dokusunun incelmesi atrofi ve laktobasillerin azalması tek başına akıntı nedeni olabilir. Vajinanın incelmesi ilişkide ağrı ve kanamaya da neden olabilir. Ek olarak laktobasillerin azalmasıyla vajinada oluşan enfeksiyon akıntı şikayetinin artmasına neden olabilir. Kadında östrojen azalmasının en sık görülen nedeni menopozdur. ​ Dış genital ve vajinal mantar enfeksiyonları Kadınların yaklaşık %75'i hayatlarında en az bir kez genital mantar enfeksiyonu geçirirler. Genital bölgede normal şartlarda mantarlar bulunur ve bunlar hiç bir sorun çıkarmadan yaşarlar. ​ Genital mantar enfeksiyonları cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında yer almazlar. Aktif cinsel yaşamı olmayan kadınlarda da genital bölgede mantar enfeksiyonları oluşabilir. ​ Çoğu kadın tüm hayatı boyunca en fazla 5-6 kez mantar enfeksiyonu geçirir. Genital hijyen kurallarının yanlış uygulanması, gebelik süreci, doğum kontrol hapı kullanımı ve ender olarak şeker hastalığı genital bölgede mantarların enfeksiyonunu kolaylaştıran etkenlerdir ve bu kadınlar sık sık bu enfeksiyon için ilaç kullanmak durumunda kalırlar. ​ Bazı durumlarda ise genital bölgedeki kaşıntının nedeni mantar enfeksiyonu değildir. Kaşıntının nedeninin belirlenmesi için yapılan jinekolojik muayenede olayın mantar değil bölgesel allerjik bir reaksiyon olduğu ortaya çıkar. Bazen de olay tümüyle psikolojik kökenlidir. ​ Sık sık mantar enfeksiyonu geçirenlere öneriler Vajinanın içini yıkamaya yönelik üretilen hijyen ürünlerinden vazgeçmek Vajina zaten kendini sürekli yenileyen bir organdır. Bu nedenle bu "temizlik" uygulamaları çoğu durumda anlamsızıdır, hatta vajinanın doğal ortamının bozulmasına neden olabilir. En azından bir süre 6 ay - bir yıl vajinal tampon kullanımına ara vermek ve bunun yerine ped kullanmak Genital sprey, parfüm katkılı ped ve tampon, ilişkide parfüm katkılı prezervatif kullanımı gibi allerji yapabilecek uygulamalardan vazgeçmek Dış genital bölgenin temizliğinde kullanılan sabunu değiştirmek bu sabun allerji yapıyor olabilir. Vücut için kullanılan sabunu genital bölgede kullanmamak, bunun yerine dış genital bölge temizliğine uygun ürünlerle temizlik yapmak İç çamaşırı günlük değiştirmek ve pamuklu iç çamaşırları kullanmak Genital bölgenin kuru kalmasına önem vermek Kaşıntının giderilmesi için en kısa zamanda tanı ve tedavi için doktora başvurmak Kaşıntı tahrişi atrtırır, tahriş daha çok kaşındırır ve bu kısır döngü her geçen gün daha zor kırılır hale gelir Kilo vermek aşırı kilo sık mantar enfeksiyonu nedeni olabilir Dar pantolon ve iç çamaşırı kullanımından vazgeçmek Jinekoloji polikliniğine başvuru sebeplerinin en başında vajinal akıntı şikayeti gelmektedir. Birçok sebepten kaynaklanan akıntı şikayeti en sık olarak rahim ağzı veya vajinanın enfeksiyonundan kaynaklanmaktadır. Nadir de olsa kötü huylu bir takım hastalıklarla birlikte olabileceğinden hafife alınmaması gereken bir şikayettir. Vajinal akıntı, kadın üreme sisteminde önemli bir temizlik işlevi görür. Vajina ve rahim ağzındaki bezler tarafından yapılan sıvı ölü hücreleri ve bakterileri uzaklaştırır. Bu vajinayı temiz tutar ve enfeksiyonu önlemeye yardımcı olur. Çoğu zaman, vajinal akıntı tamamen normaldir. Adet döngüsünün düzenine bağlı olarak koku, renk, miktar değişiklik gösterebilir. Örneğin, yumurtladığınızda, emzirme sırasında veya cinsel olarak uyarıldığınızda daha fazla akıntı olabilmektedir. Bu değişikliklerin hiçbiri alarm nedeni değildir. Ancak renk, koku veya tutarlılık normalden oldukça farklı görünüyorsa, özellikle de vajinal kaşıntı veya yanma varsa, bir enfeksiyon veya başka bir durumla karşılaşılabilir. Tekrarlayan vajinal akıntının sebepleri nelerdir? Vajinanın normal bakteri dengesindeki herhangi bir değişiklik koku, renk veya akıntı dokusunu etkileyebilir. Vajinal akıntının artmasını birçok nedeni olabilir Antibiyotik veya steroid kullanımıBakteriyel vajinoz, hamile kadınlarda görülen bir bakteriyel enfeksiyonDoğum kontrol haplarıRahim ağzı kanseriChlamydia veya gonorrhea STD, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarDiyabetAmeliyat sonrası pelvik enfeksiyonPelvik inflamatuar hastalık PIDTrikoniyaz, tipik olarak kasılmış ve korunmasız cinsel ilişkiden kaynaklanan paraziter bir enfeksiyonVajinal atrofi, menopoz döneminde vajinal duvarların incelmesi ve kurumasıVajinit, vajina içinde veya çevresinde tahrişMaya enfeksiyonları Nasıl tedavi edilir? Tedavi şekli akıntının sebebine göre farklılık göstermektedir. Kronikleşmiş yani tekrar eden vajinal akıntı muhtemelen kronik vajinit nedeniyle olmaktadır. Klasik ağızdan hap şeklinde veya vajinal fitil şeklinde kullanılan antibiyotikler bazen etkisiz kalabilmektedir. Bu durumda farklı alternatif tedaviler uygulamak tedavi için gereklidir. Tekrarlayan vajinal akıntının mutlaka ciddiye alınıp kontrol ve tedavi edilmesi gerekir. Ayrıca vajinal akıntıyı önlemek için çeşitli hijyenik önlemler alınabilir. Vajinayı temiz tutmak, kozmetik ürünlerle yıkamamak, %100 pamuklu iç çamaşırı kullanmak alınacak kişisel hijyen tedbirleri arasındadır.

vajinal fitil sonrası pembe akıntı